2 Kasım 2009 Pazartesi

Özledim

Sana yazmayı özledim ya.
Uzun zaman oldu. Yazmıyordum. Okunmuyor zaten, boşver.
Bugün 2 Kasım. Ne yapacağım bilmiyorum.

Yardım isteyemem kimseden. En güçlü olmalıyım.

17 Eylül 2009 Perşembe

Belirli Günler ve Haftalar

Ömrümde pek ilgimi çekmeyen, yetiştiren kişilerinde pek üstünde durmadıkları zaman dilimleri. Yılbaşı, doğum günü, kandil, bayram, ramazan vs.
İçinde yaşadığım toplumun vazgeçilmezleri olsalar da, benim için ''hiç''ten başka anlamları yok. Şu zamana kadar çoğunun ne olduğunu, ne zaman, ne şekilde kutlanacağını falan hiç bilmedim.
Ancak bilmediğim şeylerle ilgili unuttuklarımı, kişilere verdiğim değer olarak görmek.
Saçma.

6 Eylül 2009 Pazar

Mutluluk

Mutluydum.
Çok.
Eşeklik yaptım.
Anlık şeyleri abartarak söyledim.

Gitti.

Mutlu olmam için beni sonsuz mutsuzluğa mahkum etti.

Umut

Beklemek...
Dakikalar sonsuzluk gibi gelirken beklemek...
Bekliyorum.
Korkuyorum.
Umudum var.
O da yıkılırsa.
Geri kalan tek şey ne olacak?

Seviyorsun, biliyorum.
Biliyorum.
Bilmek istiyorum.

Gitme......

5 Eylül 2009 Cumartesi

Öldüğüm Gün

Bugün benim öldüğüm gün.
Beyin ölümü...
Öldüm işte. Yapacak birşeyim yok. Ölüler geri gelip diriltemez kendini.
Sevginin yetersizliğini gördüm. Sadece sevgi vermenin, en masum, en gerçeğinizi vermenin...
Ölümünüzü hazırlarsınız.
Ölmeyi hakedersiniz.
Ben hakettim mi?
Evet!
Hala ki ölebiliyorsam, ölebildiysem ben, hakettim.
İsyan edemiyorum.
Nefret edemiyorum.
Sadece seviyorum.
Tam ölmedim, beynim öldü.
Tam ölemiyor, öyle bir içimdeki, tam öldürmüyor.
Uyanmayı bekliyorum...

4 Eylül 2009 Cuma

Duygu

Doğduğu andan itibaren sağlıklı, engelli, otistik, şizofren her türlü insandaki ortak noktaların en nicesidir duygular.

Açlık duygusu, acı duygusu, zevk duygusu vs.. algılama şekli kişiden kişiye değişsede hepimizin hissettiği şeylerdir.

Ama bunlardan bir tanesi kimse için aynı değildir.

Aşk...

Aşk.. Ona aşk, Duygu'ya aşk.
Tüm duygularının o olması.
Her şeyin o olması.
Nefes alışın o olması.
Aşkın o olması.

Duygu..

3 Eylül 2009 Perşembe

Hagane No Renkinjutsushi

''Hagane No Renkinjutsushi'' ya da nam-ı diğer ''Full Metal Alchemist''.

Yaşadığım en güzel görsel deneyimlerden biriydi. Ama sadece görsel bir eğlence olarak görmek anlatılmak istenilenlere ve anlattığı felsefeye haksızlık olur.

Edward ve Alphonse Elric kardeşlerin çocukluktan olgunluğa doğru geçişini, yolculuklarını, saygıyı, gururu anlatan ve dünya düzenleriyle ilgili görüşlerinizi etkileyebilecek güzellikte bir yapım.

Daha 8 ve 9 yaşında oldukları halde duruşları, bakışları, amaçlarından 12 yaşında orduya katılıp kitlelere meydan okuyuşlarından, ayrı dünyalara düşüp, birbirlerini bulup olgunlaştıklarında sizi de inandırdıkları, ama küçükken inanırdık diyerek değiştirdikleri dünya görüşleri, olay kurgusu.

Savaşların anlamsızlığı ve insanların başkalarının basit amaçları ve çıkarları için nasıl yönlendirilebileceğini, nasıl yok olabileceğini görmek.

Anlatılmaz yaşanılsıdır. (Anlatamadım en nihayetinde :D )